4 Ekim 2011 Salı

BİR TATLI HUZUR = ÇAMLICA DESEMMM ...:))

çook çook çok selaamlar ve merhabalar diyerek bi hayli özlenen durağımda hemen  bikaç güzel ve özel paylaşımlarımda bulunmaya başlıyorum canlar...:) yaklaşık 2 hafta önce (nasıl geçtiğini bile anlamadım valla) güzel güneşli sıcacık bi günde boş boş oturulur mu hiç evde .. bendeniz ,TRAKYA FATİHİ  ve Validemizle birlikte Süprizz bir kaçamak yapmaya koyulduk tabi hemen...nereye gitsek ? diye düşünürken  boğazın o muhteşem güzelliğini seyrede seyrede küçük yolculuğumuza başladık ve en sonunda yıllardır hayal meyal hatırladığım Üsküdarın Şahane mekanlarından olan ÇAMLICA'ya karar verildi ..taze kuruyemişler alındı ...vee nihayet o güzelim mekana varıldı..nasıl temiz ,nasıl hoş ve huzur doluymuş ÇAMLICA içten içe ben daha önce niye gelmemişim buraya yahuu ? dedirtten.. bol oksijenli miis gibi bir hava..yol kenarlarında sıra sıra rengarenk çiçekler ..bir yandan fonda çalan TSM ...ılık ılık esen rüzgar ve o MUHTEŞEM manzara ...kelimeler yetse daha neler neler buldum.. ama anlatılmaz yaşanır bi mekan.kendimi nerdeyse eski osmanlı zamanlarında hissettim desemyalan olmaz...   


ruhum dinlendi ...ahh birde o güzelim atmosferde '' Zıkkımın kökü ''Olan Sigaralar içilmese keşke ama neeerdee...o havada bir karnım acıkmış ki hemen gözleme açan hanım teyzelerin yanında buldum kendimi...o bölge Belediye Tesisine bağlıymış meğer fişle bişeyler alınabiliyomuş neerdeen biliyim ...:)) TRAKYA FATİHİM süpermenim sağolsun ikramımızı yaptı ellerine sağlık...ama ben bi gözlemeyle dururmuyum ( E iştahım açıldı napiyimm :))  aylardır kokusu
burnumda tüten nefiss Garnitürlü bi Kumpir yemedeen çamlıcanın tadı çıkmaaz kanımca..hayatımda ilk defa acılı kısırlı kumpir yedimm Çamlıca usulü sanırım ..ee Afiyet olsun diyim :))

Efenim gün ikindiyi bulurken ve bol bol fotoğraf çekilmişken bir ağacın altında bulunan bank
bir güzel kuruluverdik ve ben başımı anemin omzuna yaslayarak avucumda kuruyemişler
İstanbula doğru seyre daldım inanın o an hiç bitmesin istedim..bir yanda annemin oo miss kokusu bir yanda daÇmlıca'nın.mest olmamak eldemi..huzur ve sonsuzluk gibi..birde KALAMIŞ şarkısı çalmaya başlarsa o güzelim manzaraya karşı ohh deymeyin keyfime artık.. her sokak lambasında koca bi saksı çiçeklerle süslenmiş...
Artık son demlerimizi yaşarken Çamlıcada yürüyüşümüze otoparka doğru giderek devam ediyoruz ...ben çiçeklere bakmaktan kendimi alamıyorum..cennet gibi sanki.. küçük bi sincaba denk geldik bi ara pek sevimli bişeydi :)) TRAKYA FATİHİ fare sanıp korkmasıyla ( fobisi vardır) benim kahkayı basmam bir oldu...sonra farketti tabi durumu ama buda bize bi anı oldu işte..eve dönüşümüzde sahilden gitmek bu unutulmazgüne ayrıca renk kattı diyebilirim..Akşam vakti trafiğe nispeten o boğaz köprüsünün ışıklı görünümü ve denizin güzelliği herşeye değerdi... AKLIMDAN GEÇEN SÖZLER'E Şebnem Ferahın güzel bi şarkısını Affına sığınıp kendimce uydurarak veda ediyorum durağımdan...''DÜNYANIN EN GÜZEL MEKANLARINDAN BİRİNDE YÜRÜDÜK KİLOMETRELERCE İZ BIRAKTIK KALDIRIMLARDA . O BANKTA ..ÇAMLICA DA..


                    

22 Eylül 2011 Perşembe

SİLBAŞTAN BAŞLAMAK GEREK BAZEN...


Artık yaz bitti malumunuz ve yaşanan bu güzel 3 aya biraz buruk veda ederken ve  kışa merhaba derken okullar açıldı öğrenciler ders başı yaptı Hayırlı olsun diyoruum :)).. ee tabi banada sıra geldi ama başıma  daha garip bir durum daha geldi okula başlamadan ''EV''lendim ...evet evet aynen öyle...:)) ve şuanda da hazırlıklar sürmekte sevinçle...çok acayip bi' dyguymuş yahu gerçi ananem oturucak benim yerime ama farketmez benim için ...bunu niyemi paylaşıyorum ? çünkü böyle bişeye hiç hazır değilmişim de onu anladım..demiştim ya burası benim ''gizli durağım'' diye ee işte aynen öyle canlarım...o evde her şeye 'SİLBAŞTAN'' diyeceğim..ve şuanda bu satırları paylaşırken kulaklarımda  rahmetli Barış manço 'nun çok güzel bir şarkısı çalmakta...'UNUTAMADIM' ne kadar da özlemişim meğer bu sesi ben..minnettarım bu özel şarkıları bize bağışlayana teşekkürler.. ben babaannemi hatırlarım hep bu şarkıda..benim biricik adaşım ''O'' benim CAN TANEM.. Rahmetle Anıyorum Seni..



Silbaştan başlıyorum bazı şeylere ve hala içimde ukte kalan şeylere rağmen...''Sanki bugün son günmüş gibi dolu dolu yaşamak istiyorum ben ..herne çıkarsa yoluma selam verip yürümek istiyorum..'' Şebnemim ferahım ne güzel de anlatmış şarkısında anlatmak istediklerini bende öyle hissediyorum işte ... Sonbaharın en güzel ayındayken ve Hayatın baharında yaşayıp giderken en küçücük umutsuzluklarda ve mutsuzluklarda bile hayata küsmenin ne anlamı var ki ? sonra da yinede herşeye rağmen ''HAMDOLSUN'' diyebilmek ne güzel ...Yniden başlamak kaldığı yerden hayata ...işte bunun değerini bilebilmek çok güzel bence..küçük bi çocukla çocuk olabilmeyi çok seviyorum..keza büyüklerimi saygıyla dinleyip  onlardan feyz alabilmek ise çok başka duygu..


Gçenlerde bir yerde   bir söz okumuştum ve beni çok etkilemişti sanırım şöyleydi ; ''Ömrünün en güzel en değerli dönemi  Ailenle geçirdiğin dönemdir'' gibiydi...ne kadar güzel bi laf o öyle yahu bayıldım..:) ve kesinlikle katılıyorum ...bunun değerini anlayabilmek gerek tabi.. bi daha ne zman fırsat olur ki şu fani dünyada ... doya doya tadını çıkarmak gerek bu dönemin bence..annemle babamla olan her yer bana cennet  özellikle de annemle..( babam duymasıın :)) gerçekten o benim hayat ışığım ''SİLBAŞTAN''larımın en güzel destekçisi ruhumun ,düşüncelerimiz tazelenmesinin yenilenmesine katkıda bulanan Tabiri Caizse ''Detoksum'' desem cuk oturur..ve ikinci isim ise ŞEBNEM FERAH'tır ...ben şimdilik durağımdan ayrılırken..yine yakında ''AKLIMDAN GEÇEN SÖZLER''le buraya muhakkak uğrayacağım ve tabi özleyeceğim durağımı ..Sürç i Lisan ettiysem AFFOLA şayet ölmezde sağ kalırsam yani sıra bende değilse yine burada olmak dileğiyle haydi eyvallah ..:)

13 Ağustos 2011 Cumartesi

Can Kırıklarım..


Geçiyor zaman ...Yaşanıyor yaşanacaklar...kuruluyor hayaller ve ediliyor dilekler...nerde kalmıştık diyoruz mola verdiğimiz zaman hayatta...işte öyle dönemlerden geçiyorum(uz) ...küçük olmak ve birde büyümeye çalışarak yaşamak gerçekten zormuş...aslında ben çoktaaan büyümüşümde daha yeni farkediyorum diyorum kendime...niyemi şaşırıyorum ? niye olucak o kadar su gibi geçiyor ve akıyor ki herşey bazı şeylere ne ara karar verdiğimi anlamıyorum...ben şimdiye kadar hiç bi doğum günümde tam olarak sevindiğimi hatırlamam mesela.. çünkü geçirdiğim yaşı doya doya hissedemediğim çok olmuştur.belki hayata 1-0  yenik başlamış olmamdan da kaynaklanıyodur...herşeye rağmen gülümsemeyi seviyorum yinede ...bugünlerde ise buna daha çok ihtiyacım var ...sorumluluklar arttıkça gayret etmek ve alışmaya çalışmak kimi zaman yıpratsa da yinede ''hayat bu'' diyorum ...Şimdi Aklıma bir MFÖ şarkısı geldi şöyle diyordu '' Tam varıyorumki hedefe bir yenisi başlıyor...bu oyun hep aynı değişmiyor hala devam, hala figan ...hemde bile bile...'' işte tamda benim içimdekilerin kısa bir özetidir bu sözler helal olsun bee..ve artık  burasıda benim bir durağım oldu soluklanmaya geliyorum ihtiyacım olunca...  başka söze ne hacet diyerek ben kaldığım yerden hayatıma geri dönüyorum haydi eyvallah...:))

10 Ağustos 2011 Çarşamba

Öğrenmenin sonu yook...:)


İşte yine geldim ve güzel bir konuyla başlamak istiyorum yazıma ...İngilizce öğrenme konusunda kendimce nacizane bişeyler paylaşmak isterim...İngilizce bilindiği gibi global bir dil ve hayatımızın her alanında ister istemez bişekilde ihtiyacımızın olduğunu her geçen gün daha çok farkına vararak yaşıyoruz. Aslında Birey için  İngilizce öğrenmek gerçekten zor olsada Kişisel donanımı açısından en önemli gerekliliklerden biri diye düşünüyorum.özellikle çocukluk dönemlerinde daha aktif ve kolay öğrenildiğini şahsen yaşadım.Yaşımız ilerledikçe eğer gerekli özen gösterilmez ise kısa zamanda öğrendiğimiz  bi çok kelimeyi unutabilme gibi bir dezavantajı oluyor ve ne yazıkki daha zor öğreniliyor...En doğru ve düzenli öğrenme kursa giderek devam etmektir .Bunun yanısıra elbette ilk önce  özgüven, istemek ve başarabileceğinize inanmak önemli unsurlardır. Ama bunun Haricinde Günde en az aksatmadan 2 saat çalışabilmek bile büyük bir gelişmedir.Belki bu 2 saatlik çalışma süresi bazı insanlara az veya çok gelebilir eğer severek çalışıyorsanız zaten bence vakit o kadarda düşünülmez...

Örneğin ben çalışırken zamanın nası geçtiğini anlamıyorum bile ...İngilizceyi daha çok severek ve biyandanda eğlenerek öğrenebilmenin diğer bir diğer yolu İngilizce Alt yazılı filmler seyretmek ve Yabancı Müzikler dinlemek,Karşılıklı konuşmak  v.s bilinen örneklerdir.Ben bunlar haricinde ingilizcemi geliştirmek için Pc Oyunları Oynayarakta devam etmek istedim . ve gerçekten çok yararını gördüm zaten oyun oynamak düzenli bir hobim olduğu için çok daha rahat ve severek öğrenerek ilerledim ve hala devam ediyorum.özellikle çocuklar için çok daha eğlenceli ve pratik bi çalışma stili diye düşünüyorum...ama tabi amacımızın farkında olarak kendimizi fazla kaptırmadan  oynamayıda unutmamak lazım...:))dediğim gibi ''Öğrenmenin sonu yok'' ...kendimce bu konuda paylaşabileceklerim şimdilik bu kadar herkese keyifli günler..=))
KaliMerhaba :) Ramazan Ayının Başların bir Sahur Vakti Aklıma Aniden Düşen bir Blog Oluşturma Merakına başladım ve çok geçmeden hemen birtane edindim. .Aslında günlük yazmayı bile pek beceremezken bir blog yazarı olmak istemek biraz güldürdü..ama denemekten ne çıkar ki diye düşünerek ilk yazımı paylaşmak istedim...zaten blokuma pek vakit ayırıcabileciğimi sanmıyorum ama,boş vakitlerimin bir parçası olsun yeter... bu konuda biraz acemiyim tabi...belki yazdıklarım çok sıradan veya saçma gelebilir okuyucularıma fakat ben zaten eğlenmek amaçlı burda olduğum için kanımca pek sorun olmaz sanırım..Yaz mevsiminin şu son dönemindeyken hele bir de Güzel Ramazan Ayını Yaşarken, ( sıcaklara rağmen zorlansak ta) keyifle geçirebilmenin tadı bir başka gerçekten...  Sürç-i lisan edersem affola diyerek benden şimdilik bu kadar...hadi eyvallah...:))