5 Temmuz 2012 Perşembe

Seul de Kiametre Taşlarınızdan Biri Olabilir

Tatil anılarınız, önemli deneyimleriniz ve hayatınıza değer katan her şey Kia’nın yeni Facebook uygulamasıyla kişisel bir yol haritasına dönüşüyor. Uygulama, anlatmaya değer bulduğunuz her şeyi hayatınızın Kiametre taşlarına dönüştürüyor ve şık bir tasarımla paylaşmanıza olanak tanıyor. Kia’nın Facebook sayfasında yer alan uygulama hem Kia kullanıcılarına hem de Kia sahibi olmayanlara yönelik.

Kiametre uygulamasında evlilikten çocuğa, iş değişiminden tatile, size yeni deneyimler kazandıran ve hayatınıza değer katan her şey, sevdiklerinizle paylaşabileceğiniz ya da çıktısını alıp hayat hikayeniz olarak duvarınıza asabileceğiniz bir tasarıma dönüşüyor. Bu sayede geçmişe bir göz atıp anılarınızı hatırlama, hatta deneyimlerinize bağlı olarak gelecekte izleyeceğiniz yolu çizme olanağı buluyorsunuz.

Uygulamanın önemli özelliklerinden biri de üç kullanıcıya Seul seyahati kazandırması. Kia’nın anavatanı olan Güney Kore’nin başkenti Seul, dünyanın en kalabalık ve kozmopolit şehirlerinden biri. Kore kültürüne dair her şeye nüfusu 10 milyonu aşan bu şehirde ulaşmak mümkün. Tüm masrafları Kia tarafından karşılanacak üç günlük seyahate ise Kore’nin turistik merkezleri, sanat aktiviteleri, kültüre dair atölyeler ve tabii Kia teknolojisinin hayata geçirildiği fabrika ve AR-GE merkezi dahil.

Kia’nın Facebook sayfasında yer alan uygulama ile belki siz de hayatınızın Kiametre taşlarına rüya gibi bir Seul seyahati ekleyebilirsiniz.

Siz de Kiametre ile Seul seyahati kazanmak için tıklayın!

Bir bumads advertorial içeriğidir.

14 Haziran 2012 Perşembe

Çocuk Ruhuyla Piknik

Geçen hafta denk geldim twitter’da #piknikteiyigider hashtag’ine. Çocukluk anılarım canlandı birden.

Annem nefis poğaça kokusuyla uyandırırdı bizi. E tabi bir de spesyal mercimek köftesi! Ablamla pikniğe gideceğimizi o zaman anlardık. Aman allahım ne heyecan! İki çanta dolusu oyuncak götürmek isterdim her seferinde. Annem de hep en sevdiğim oyuncakları almamı söylerdi. Gittiğimiz andan itibaren koşturmaya başlar ve arada sırada annemlerin yanına uğrayıp patates kızartması ve köfte kapardım... Eh, artık büyüdük, abi-abla olduk o yüzden bir sürü yemek yemek, top oynamak, sonra birazcık kestirmek #piknikteiyigider =) Sizce?

Bir bumads advertorial içeriğidir.

2 Haziran 2012 Cumartesi

Dünyanın En Sessiz Süpürgesi Rowenta ile Tanışın!

Elektrikli ev aletlerinin güvenilir markası Rowenta yine bir ilke imza atmış. Silence Force Extreme adını verdiği süpürge serisinde güç ve sessizliği bir arada sunmuş. Çıt çıkarmadan çalışırken evimizi dip köşe temizleyen Rowenta ile temizlikte yeni bir döneme adım atıyoruz.

Rowenta Silence Force Extreme dünyanın en sessiz süpürgesi! Düğmesine bastığınızda çalıştığı neredeyse anlamıyorsunuz. Bu sessizliğinin yanında üstün bir temizleme gücüne de sahip.

Torbalı ve torbasız olarak iki ayrı kategoride ve topam 8 farklı renkten oluşan bu süpürgeler gerçekten şahane! Torbasız olanı Çoklu Siklon Teknolojisi sayesinde saatte 300 km hızla tozları süpürgenin içerisine alıyormuş. Aynı zamanda, emiş performansını kaybetmeden evi süpürmek artık çok daha zahmetsiz ve kolay.

Buradan Rowenta Silence Force Extreme’in nasıl çalıştığını izleyebilirsiniz:
Rowenta
Rowenta elektriğin zamlandığı günümüzde bizleri düşünmüş ve enerji tüketimi %50 azaltılmış. Tasarım ve renk olarak da hayran kalacağınız bir Rowenta mutlaka vardır. Ben mesela mor olanına bayıldım!

Ayrıca diğer aksesuarları da kullanım konforunu artırmak için özel olarak tasarlanmış, evde hayatınızı gerçekten de çok kolaylaştırıyor. Koltukların altını temizlerken öyle yerlere yatmanıza veya eğilmenize gerek kalmıyor.

Kısacası, evinize sessiz bir güç arıyorsanız, aşağıdaki linke bakmadan geçmeyin derim.

http://www.rowentasupurge.com

Bir bumads advertorial içeriğidir.

4 Nisan 2012 Çarşamba

İşte Aranan İkili: Projektör ve Kamera

Bir kamera düşünün ki kaydettiğiniz anılarınızı küçük ekranlara sığdırmanızı istemiyor. Kaydettiğiniz görüntüleri geniş duvarlara ve istediğiniz herhangi bir yüzeye yansıtmanıza olanak sağlıyor. Yeni Sony Handycam, projeksiyon özelliğiyle her alanı bir sinema salonuna çeviriyor. Kısa ve eğlenceli tanıtım videosunu izledikten sonra siz de neden bahsettiğimi anlayacaksınız.

Eskiden bilimkurgu filmlerinde rastladığımız teknolojilerden biri daha hayatımıza giriş yaptı. Şimdi isterseniz kışın ortasında önceki yaz tatilinizi evinizin duvarına yansıtarak sevdiklerinizle izleyebilir hatta bunu bir alışveriş merkezinin dinlenme alanında bile yapabilirsiniz. Sony Projektörlü Handycam seçimi size bırakıyor.

Bir bumads advertorial içeriğidir.

20 Mart 2012 Salı

Şimdiye Kadar Yedik; Ama Artık Yemezler!


Tarifler, reçeteler, doğal hayat ipuçları falan konuşuyoruz ama sağlıklı yaşam konusunda aklımızı daha çok kurcalaması gereken konu GDO, yani “genetiği değiştirilmiş organizmalar”.

Gündemdeki bu konu hakkında aksiyon almamızı sağlamak isteyen Greenpeace de güzel bir kampanya başlatmış; Yemezler! “Yemezler” ile isteyenler sadece konuşmak yerine, bir imza vererek bu sorunun çözülmesine katkı sağlayabiliyor.

Siz de dilerseniz buradan imza atıp, hala vakit varken GDO’ların ülkemize girmesine engel olabilirsiniz.
www.yemezler.org/?ref=199664

Evet, sadece bir imza atıp kampanyayı paylaşarak et, süt ve diğer gıdalar şeklinde yavrularımızın, ailemizin tabağına koymak zorunda kalacağımız GDO’larla daha güçlü şekilde mücadele edebiliriz. 12 GDO zaten serbestmiş, kalanlarını durdurmak sizin elinizde.

Kampanyaya katılanlar, bir de rozet toplayıp tişört, bardak kazanabiliyor.

Bu arada, bu GDO nedir ne değildir. Tehlikesi neymiş diyenler aşağıdaki videoyu izleyip, paylaşabilir.

#yemezler

Bir bumads advertorial içeriğidir.

19 Mart 2012 Pazartesi

CEPHE GERİSİNDE BİR ŞEHİRDE YAŞANILANLAR



Savaş denildiğinde akla ilk gelen şeyler bombardımanlar, muharebe sahasında orduların yapmış olduğu çatışmalar, taarruzlar, ricatlar, zayiatlar, zaferler ve yenilgilerdir. Oysaki savaş sadece bunlardan ibaret değildir. Birbiriyle mücadele eden tarafların zafere ulaşabilmeleri için gösterdikleri çaba kadar sonucun belirlenmesinde aktif rol oynayan başka bir unsur daha vardır. Bu da lojistik destektir. Lojistik destek: savaş halindeki orduların ihtiyaç duydukları, asker, silah, cephane, iaşe, ulaştırma, muhabere ve sağlık hizmetleri gibi hayati öneme sahip olan unsurların büyük bir titizlikle sağlanmasıdır. Bu hizmet muzaffer olmanın altın kurallarındandır. Cephe gerisinde bu ikmal hizmetlerinin düzenli olarak verilebilmesi için tüm tesis ve teşkilatını kurarak ateş hattındaki birliklerinin bu ihtiyaçlarını karşılamaya çalışan bir birlik, hasmına karşı her zaman bir adım daha öndedir. Müdafaa ettiği cepheyi daha güçlü savunur. Bu konuyu ihmal eden yahut yeterince önemsemeyen ordular ise düşmanları karşısında her zaman sıkıntı çekmeye mahkûmdur. Balkan Harbindeki Osmanlı veyahut Bulgar Orduları örneklerinde görüldüğü gibi.


Dünya tarihin en önemli savunma savaşlarından biri olan Çanakkale Muharebeleri ile ilgili bu güne kadar pek çok çalışma yapılmıştır. Bunları genel olarak değerlendirdiğimizde ise az bir kısmı hariç çoğunun sadece cephede meydana gelen muharebeleri yahut bu muharebelerde gösterdiği gayretle ön plana çıkan isimleri anlatmakla kifayet ettiğine şahit oluyoruz Tekirdağ, Çanakkale’nin İstanbul’dan sonra Marmara Havzasındaki en önemli menzil bölgesidir. Tekirdağ, limanlarıyla, iskele ve nokta komutanlıklarıyla, ambarlarıyla, un fabrikalarıyla, hastaneleri ve askerlere savaş öncesi intibak eğitimlerinin verildiği kışlalarıyla, İstanbul-Uzunköprü hattındaki demiryolu istasyonlarıyla cephenin en önemli can damarlarındandır. Çanakkale Muharebelerinin zaferle sonuçlanması için bu kadar gayret sarf eden şehrin o dönemde karşılaştığı en büyük tehlike ise denizaltı saldırısıdır. Tekirdağ, Çanakkale Boğazını geçmeyi başaran İngiliz Denizaltılarının, Türk ordusuna lojistik destek sağlayan deniz araçlarına karşı başlattığı savaşa tanıklık etmiştir. Marmara Denizindeki denizaltı savaşının en dehşetli dakikaları Tekirdağ kıyılarında yaşanmış ve pek çok deniz taşıtımız içindeki masum insanlarımızla birlikte bu kıyılarda sulara gömülmüştür.


Çanakkale Muharebelerinde Tekirdağ adını taşıyan bu eseri kaleme alırken hem okuyucunun konuyla ilgili akademik bilgilere sahip olmasını hem de o dönem de yaşanılan ve gerçekliği belgelerle ispat edilen hadiselerle cephe gerisinde zafer için canla başla çalışan yörenin hamiyetperver halkının haleti ruhiyesini anlayabilmesini de amaçladım. Okuyucu bu eserin sayfalarına göz gezdirirken, cephe gerisine sevk edilen yaralı ve hasta askerlerimize gönüllü hasta bakıcılık yapan Mürefte Kadınlarının fedakârlıklarıyla iftihar edecek, İngiliz Denizaltısı tarafından batırılan Nurulbahir Gambotunun sağ kalan personelini kurtarmak için canla başla mücadele eden ve Osmanlı Devleti tarafından tahlisiye madalyasıyla ödüllendirilen Rum balıkçı Barbeyani’nin taşıdığı vatan sevgisine hayran kalacak, Alman Hasta bakıcı Arnim Wegner’in Tekirdağ Hastanelerindeki anılarıyla kendini bir an için ızdırabın kol gezdiği hastane koridorlarında bulacak, Tekirdağ’daki askerlerimizin sıladaki sevdiklerine göndermiş oldukları mektupları okurken gözlerinden yaşlar süzülecek ve Bulgar Harp Muhabiri Wanda Zembruskanın anlattıklarıyla da Tekirdağ 1915’te kısa bir yolculuğa çıkacaktır.


AKIL FİKİR YAYINLARI'ndan çıkan
Bu naciz eserimi, Tekirdağ topraklarını ve denizaltı saldırıları sonrası Marmara Denizinin derinliklerini ebediyete kadar mesken tutan aziz şehitlerimiz başta olmak üzere Çanakkale ve diğer gazvelerde Allah yolunda şehitlik mertebesine ulaşan tüm şehit ve gazilerimize ithaf ediyorum.



İslam ÖZDEMİR
İmam Hatip
Çanakkale Savaşları Araştırmacısı/Yazar
Gallipoli1984@hotmail.com
İrtibat Tel:0541 831 29 34
Sazlı/Ayvacık/ÇANAKKALE