19 Mart 2012 Pazartesi

CEPHE GERİSİNDE BİR ŞEHİRDE YAŞANILANLAR



Savaş denildiğinde akla ilk gelen şeyler bombardımanlar, muharebe sahasında orduların yapmış olduğu çatışmalar, taarruzlar, ricatlar, zayiatlar, zaferler ve yenilgilerdir. Oysaki savaş sadece bunlardan ibaret değildir. Birbiriyle mücadele eden tarafların zafere ulaşabilmeleri için gösterdikleri çaba kadar sonucun belirlenmesinde aktif rol oynayan başka bir unsur daha vardır. Bu da lojistik destektir. Lojistik destek: savaş halindeki orduların ihtiyaç duydukları, asker, silah, cephane, iaşe, ulaştırma, muhabere ve sağlık hizmetleri gibi hayati öneme sahip olan unsurların büyük bir titizlikle sağlanmasıdır. Bu hizmet muzaffer olmanın altın kurallarındandır. Cephe gerisinde bu ikmal hizmetlerinin düzenli olarak verilebilmesi için tüm tesis ve teşkilatını kurarak ateş hattındaki birliklerinin bu ihtiyaçlarını karşılamaya çalışan bir birlik, hasmına karşı her zaman bir adım daha öndedir. Müdafaa ettiği cepheyi daha güçlü savunur. Bu konuyu ihmal eden yahut yeterince önemsemeyen ordular ise düşmanları karşısında her zaman sıkıntı çekmeye mahkûmdur. Balkan Harbindeki Osmanlı veyahut Bulgar Orduları örneklerinde görüldüğü gibi.


Dünya tarihin en önemli savunma savaşlarından biri olan Çanakkale Muharebeleri ile ilgili bu güne kadar pek çok çalışma yapılmıştır. Bunları genel olarak değerlendirdiğimizde ise az bir kısmı hariç çoğunun sadece cephede meydana gelen muharebeleri yahut bu muharebelerde gösterdiği gayretle ön plana çıkan isimleri anlatmakla kifayet ettiğine şahit oluyoruz Tekirdağ, Çanakkale’nin İstanbul’dan sonra Marmara Havzasındaki en önemli menzil bölgesidir. Tekirdağ, limanlarıyla, iskele ve nokta komutanlıklarıyla, ambarlarıyla, un fabrikalarıyla, hastaneleri ve askerlere savaş öncesi intibak eğitimlerinin verildiği kışlalarıyla, İstanbul-Uzunköprü hattındaki demiryolu istasyonlarıyla cephenin en önemli can damarlarındandır. Çanakkale Muharebelerinin zaferle sonuçlanması için bu kadar gayret sarf eden şehrin o dönemde karşılaştığı en büyük tehlike ise denizaltı saldırısıdır. Tekirdağ, Çanakkale Boğazını geçmeyi başaran İngiliz Denizaltılarının, Türk ordusuna lojistik destek sağlayan deniz araçlarına karşı başlattığı savaşa tanıklık etmiştir. Marmara Denizindeki denizaltı savaşının en dehşetli dakikaları Tekirdağ kıyılarında yaşanmış ve pek çok deniz taşıtımız içindeki masum insanlarımızla birlikte bu kıyılarda sulara gömülmüştür.


Çanakkale Muharebelerinde Tekirdağ adını taşıyan bu eseri kaleme alırken hem okuyucunun konuyla ilgili akademik bilgilere sahip olmasını hem de o dönem de yaşanılan ve gerçekliği belgelerle ispat edilen hadiselerle cephe gerisinde zafer için canla başla çalışan yörenin hamiyetperver halkının haleti ruhiyesini anlayabilmesini de amaçladım. Okuyucu bu eserin sayfalarına göz gezdirirken, cephe gerisine sevk edilen yaralı ve hasta askerlerimize gönüllü hasta bakıcılık yapan Mürefte Kadınlarının fedakârlıklarıyla iftihar edecek, İngiliz Denizaltısı tarafından batırılan Nurulbahir Gambotunun sağ kalan personelini kurtarmak için canla başla mücadele eden ve Osmanlı Devleti tarafından tahlisiye madalyasıyla ödüllendirilen Rum balıkçı Barbeyani’nin taşıdığı vatan sevgisine hayran kalacak, Alman Hasta bakıcı Arnim Wegner’in Tekirdağ Hastanelerindeki anılarıyla kendini bir an için ızdırabın kol gezdiği hastane koridorlarında bulacak, Tekirdağ’daki askerlerimizin sıladaki sevdiklerine göndermiş oldukları mektupları okurken gözlerinden yaşlar süzülecek ve Bulgar Harp Muhabiri Wanda Zembruskanın anlattıklarıyla da Tekirdağ 1915’te kısa bir yolculuğa çıkacaktır.


AKIL FİKİR YAYINLARI'ndan çıkan
Bu naciz eserimi, Tekirdağ topraklarını ve denizaltı saldırıları sonrası Marmara Denizinin derinliklerini ebediyete kadar mesken tutan aziz şehitlerimiz başta olmak üzere Çanakkale ve diğer gazvelerde Allah yolunda şehitlik mertebesine ulaşan tüm şehit ve gazilerimize ithaf ediyorum.



İslam ÖZDEMİR
İmam Hatip
Çanakkale Savaşları Araştırmacısı/Yazar
Gallipoli1984@hotmail.com
İrtibat Tel:0541 831 29 34
Sazlı/Ayvacık/ÇANAKKALE


18 Mart 2012 Pazar

TRAKYA FATİHİ: 18 MART DENİZ ZAFERİNİN 97.YILI ANISINA

TRAKYA FATİHİ: 18 MART DENİZ ZAFERİNİN 97.YILI ANISINA: GİTTİLER!…GEÇEMEDİLER!...GEÇEMEYECEKLER!........ Düşman gemileri bataryanın atış menzili dışına çıkıncaya kadar personel topçu ateşine...

15 Mart 2012 Perşembe

Bavulunuzu Hazırlamadan Bonvagon.com'a Göz Atın






Henüz tanışmamışlar için belirtelim. Bonvagon, “gezer, seçer, getirir!” mottosuyla geçtiğimiz Eylül ayında yola çıkmış ve kısa sürede popüler hale gelmiş bir alışveriş kulübü.

Her gün sıradışı tasarım ürünler, özenle seçilmiş markalar ve ilginç aktiviteleri %70’e varan fiyatlarla üyelerine getiren site, şehri yaşayanlar kategorisi ile şarap/viski tadım aktivitelerinden, özel rehberler eşliğinde düzenlediği Fener, Balat, Kapalı Çarşı turlarına gezmeyi sevenlerin en sık ziyaret ettiği sitelerden biri olmayı başardı.

Türk tasarımcıları buluşturdu.

Bonvagon’u heyecanla takip etmemizin bir diğer sebebi de tematik kampanyaları. Bu hafta Sıra dışı Tasarımcılar, Konuşan Tasarımlar isimli kampanyasıyla Türkiye’den seçtiği 27 tasarımcıyı, en orijinal ürünleri ile birlikte tasarım tutkunlarının karşısına çıkarıyor. Aida Pekin, Karaca Erdem, Dani Benreytan, Itır Saran’ın da içlerinde bulunduğu tasarımcıların eşi görülmemiş tasarımları sadece bir kaç tık ile ulaşılabilir hale getiriyor. Gelecek aylarda bizi bekleyen sürprizlerden ilk önce haberdar olmak için merakla Bonvagon’u takip ediyoruz. www.bonvagon.com’a hala üye olmadıysanız, acele edin deriz. Çünkü Mart ayı boyunca Bonvagon'a davet ettiğiniz her arkadaşınız sayesinde hem siz hem de arkadaşınız 25TL kazanıyor!

Bir bumads advertorial içeriğidir.

27 Şubat 2012 Pazartesi

Ece Sükan Benim Bloguma Yakışan VAIO'yu Seçti... Sıra Sende!

Bana en çok Yeşil VAIO yakışıyor!

Ünlü moda ikonu Ece Sükan, Sony VAIO için ilginç bir işe imza attı. Blogların renkli dünyası ile Sony VAIO'nun renkli dünyasını birleştiren Ece Sükan, bir çok blog gibi benim blogumu da inceledi ve yakışacak olan rengi belirledi. Ece Sükan, blog içeriği, tasarımı, duruşuna göre 6 farklı rengi olan Sony VAIO içinden bana Yeşil VAIO'yu seçti.

Ayrıca Facebook üzerinde yapılmış özel bir aplikasyonla Ece Sükan profil fotoğraflarını inceliyor ve sana yakışan Sony VAIO'yu belirliyor. Sen de fotoğrafa tıklayarak Facebook üzerinden VAIO kazanma şansı yakalayabilirsin...

sony-vaio

Bir bumads advertorial içeriğidir.

17 Ocak 2012 Salı

BİR SÜKUNETİN DİLİNDEN...


Bu bir imtihan mıydı... ceza mı yoksa...ağır dert miydi bütün bunlar..zararlıydı ruha o zehir zemberek sözler...sabır sabır..bin bir beddua ve bi o kadar sular seller gözler...Bir adam var ki buralarda bir yerlerde yakınımda duran ama aslında amelleriyle benden gittikçe uzaklaşan...kendinden buz gibi soğutan,hem canından kanından,yüreğimin hemde  taa anneme en yakın köşesinde bulunan ne yazıkki...ama insana en çok koyan ise hem güldürüp hem nefret ettirmeyi başarmasıymış bu hayattan...kestirip atılacak gibi değilki içteki duygular,sen boşaltırsın o doldurur büyük bir zevkle canı yakan herneyse...



Meğer Yaşa başa bakmıyormuş hiç bu işler...ağlamak ise rahatlamaya çare sadece..bir adam var ki bildiğim bir şarkı duyar ,gözleri yaş dolar..ve sonra birde bakarki aslında o şarkıdan ibaretmiş gizli saklı, acı tatlı iyi kötü ne yaşandıysa hayatında var olan. Bir nefeslik ömür şu..neye değer bu kahırlar..elindekinin ,kalbindekinin değeri bilinmez mi hiç..ne hayatlar ne insanlar var bildiğim kiminin değeri paha biçilemez...kimini toplamasam gözümde  beş kuruş bile etmez...




O bir ömürlük atılan aşk imzasının hakkını vermek varken ,acaba hangi duygulara çokça ve aslında boşça güvenerek verilen sözlerin pişmanlığı katmer katmer hissettirilir ki masum bir kadına..
Çaresizlik diz boyunu çoktan geçmiş artık...zamana yönelik umutlarla günbegün yeniden tanımaya anlamaya çalışılan ama çaba sarf ettikçe ''eee artık pess'' dedirten bir adam var bildiğim ne dost ne düşman başına...

11 Ocak 2012 Çarşamba

SICAK ÇİKOLATAŞK...:))



O bir soğuk kış gecelerinin ve çikolataseverlerin  en iyi arkadaşı , o bir içecekten daha fazlası...gizli bir mutluluk kaynağı  desem bence pekte abartmış sayılmam ...evde süt olmadığı zamanlarda ise benim extra canımın çektiği yegane içeceğim :)) hatta belki benim gibi fazla çikolata yemeği sevmeyenlerin bile en büyük alternatifi diye düşünüyorum..çikolata soslu pasta veya muffınla birlikte tüketilirse damağınızda lezzet patlamaları yaşatabilir..en ideali bence sütlü olanıdır...ayrıca gerçek sıcak çikolata tadı bence DR.OETKER'de anlaşılır şahsen vazgeçilmezimdir...en sevilen kupa bulunup tezgaha konulur sıcak çikolata paketi güzelce açılıp kupanın içine dökülür ve ardından sıcak süt ile o toz karışımın buluşma anı şahanedir üste beliren köpükler ve o nefis koku ise uzun zamandır eğer içilmemizse bünyedeki o hazırolda bekleyen mutluluğa anında izin çıkartır...

çaykaşığıyla iyice karıştıldıktan sonragiyilen parmaksız eldivenlerle sıcak çikolata alınır ve evin en rahat köşesine yerleşilir tabi birde yalnız olmakta çok yakışır bu zaman dilimine sıcak çikolata yudumlanırken  en sevilen şarkı dinleniyorsa üstüne ee daha nolsuun öyle değilmi ...sıcak çikolata sevmeyi seversiniz adeta...aslında birazda eğlenceli hale dönüştürmek istenirse pipetle içmeyi denemektede bi sakınca yok bence...:))) evet evet saçmalama dediğinizi duyar gibiyim sanki neyse ben içimdekileri sizlerle paylaştıktan sonra artık bi doya doya tatmanın vakti geldi sanki  vazgeçilmezimi.he bu arada gece yarısı içilirse sıcak çikolata daha keyifli olur.  biryandan bilgisayarda sörf yapılıyorsa o ışıkta kupayı elinizde tutarken çikolatanın dumanını daha  iyi  görülür çünkü  o nefis aromatik dumanda sadece miss gibi SICAK ÇİKOLATAŞK KOKAR...:))