15 Mart 2012 Perşembe

Bavulunuzu Hazırlamadan Bonvagon.com'a Göz Atın






Henüz tanışmamışlar için belirtelim. Bonvagon, “gezer, seçer, getirir!” mottosuyla geçtiğimiz Eylül ayında yola çıkmış ve kısa sürede popüler hale gelmiş bir alışveriş kulübü.

Her gün sıradışı tasarım ürünler, özenle seçilmiş markalar ve ilginç aktiviteleri %70’e varan fiyatlarla üyelerine getiren site, şehri yaşayanlar kategorisi ile şarap/viski tadım aktivitelerinden, özel rehberler eşliğinde düzenlediği Fener, Balat, Kapalı Çarşı turlarına gezmeyi sevenlerin en sık ziyaret ettiği sitelerden biri olmayı başardı.

Türk tasarımcıları buluşturdu.

Bonvagon’u heyecanla takip etmemizin bir diğer sebebi de tematik kampanyaları. Bu hafta Sıra dışı Tasarımcılar, Konuşan Tasarımlar isimli kampanyasıyla Türkiye’den seçtiği 27 tasarımcıyı, en orijinal ürünleri ile birlikte tasarım tutkunlarının karşısına çıkarıyor. Aida Pekin, Karaca Erdem, Dani Benreytan, Itır Saran’ın da içlerinde bulunduğu tasarımcıların eşi görülmemiş tasarımları sadece bir kaç tık ile ulaşılabilir hale getiriyor. Gelecek aylarda bizi bekleyen sürprizlerden ilk önce haberdar olmak için merakla Bonvagon’u takip ediyoruz. www.bonvagon.com’a hala üye olmadıysanız, acele edin deriz. Çünkü Mart ayı boyunca Bonvagon'a davet ettiğiniz her arkadaşınız sayesinde hem siz hem de arkadaşınız 25TL kazanıyor!

Bir bumads advertorial içeriğidir.

27 Şubat 2012 Pazartesi

Ece Sükan Benim Bloguma Yakışan VAIO'yu Seçti... Sıra Sende!

Bana en çok Yeşil VAIO yakışıyor!

Ünlü moda ikonu Ece Sükan, Sony VAIO için ilginç bir işe imza attı. Blogların renkli dünyası ile Sony VAIO'nun renkli dünyasını birleştiren Ece Sükan, bir çok blog gibi benim blogumu da inceledi ve yakışacak olan rengi belirledi. Ece Sükan, blog içeriği, tasarımı, duruşuna göre 6 farklı rengi olan Sony VAIO içinden bana Yeşil VAIO'yu seçti.

Ayrıca Facebook üzerinde yapılmış özel bir aplikasyonla Ece Sükan profil fotoğraflarını inceliyor ve sana yakışan Sony VAIO'yu belirliyor. Sen de fotoğrafa tıklayarak Facebook üzerinden VAIO kazanma şansı yakalayabilirsin...

sony-vaio

Bir bumads advertorial içeriğidir.

17 Ocak 2012 Salı

BİR SÜKUNETİN DİLİNDEN...


Bu bir imtihan mıydı... ceza mı yoksa...ağır dert miydi bütün bunlar..zararlıydı ruha o zehir zemberek sözler...sabır sabır..bin bir beddua ve bi o kadar sular seller gözler...Bir adam var ki buralarda bir yerlerde yakınımda duran ama aslında amelleriyle benden gittikçe uzaklaşan...kendinden buz gibi soğutan,hem canından kanından,yüreğimin hemde  taa anneme en yakın köşesinde bulunan ne yazıkki...ama insana en çok koyan ise hem güldürüp hem nefret ettirmeyi başarmasıymış bu hayattan...kestirip atılacak gibi değilki içteki duygular,sen boşaltırsın o doldurur büyük bir zevkle canı yakan herneyse...



Meğer Yaşa başa bakmıyormuş hiç bu işler...ağlamak ise rahatlamaya çare sadece..bir adam var ki bildiğim bir şarkı duyar ,gözleri yaş dolar..ve sonra birde bakarki aslında o şarkıdan ibaretmiş gizli saklı, acı tatlı iyi kötü ne yaşandıysa hayatında var olan. Bir nefeslik ömür şu..neye değer bu kahırlar..elindekinin ,kalbindekinin değeri bilinmez mi hiç..ne hayatlar ne insanlar var bildiğim kiminin değeri paha biçilemez...kimini toplamasam gözümde  beş kuruş bile etmez...




O bir ömürlük atılan aşk imzasının hakkını vermek varken ,acaba hangi duygulara çokça ve aslında boşça güvenerek verilen sözlerin pişmanlığı katmer katmer hissettirilir ki masum bir kadına..
Çaresizlik diz boyunu çoktan geçmiş artık...zamana yönelik umutlarla günbegün yeniden tanımaya anlamaya çalışılan ama çaba sarf ettikçe ''eee artık pess'' dedirten bir adam var bildiğim ne dost ne düşman başına...

11 Ocak 2012 Çarşamba

SICAK ÇİKOLATAŞK...:))



O bir soğuk kış gecelerinin ve çikolataseverlerin  en iyi arkadaşı , o bir içecekten daha fazlası...gizli bir mutluluk kaynağı  desem bence pekte abartmış sayılmam ...evde süt olmadığı zamanlarda ise benim extra canımın çektiği yegane içeceğim :)) hatta belki benim gibi fazla çikolata yemeği sevmeyenlerin bile en büyük alternatifi diye düşünüyorum..çikolata soslu pasta veya muffınla birlikte tüketilirse damağınızda lezzet patlamaları yaşatabilir..en ideali bence sütlü olanıdır...ayrıca gerçek sıcak çikolata tadı bence DR.OETKER'de anlaşılır şahsen vazgeçilmezimdir...en sevilen kupa bulunup tezgaha konulur sıcak çikolata paketi güzelce açılıp kupanın içine dökülür ve ardından sıcak süt ile o toz karışımın buluşma anı şahanedir üste beliren köpükler ve o nefis koku ise uzun zamandır eğer içilmemizse bünyedeki o hazırolda bekleyen mutluluğa anında izin çıkartır...

çaykaşığıyla iyice karıştıldıktan sonragiyilen parmaksız eldivenlerle sıcak çikolata alınır ve evin en rahat köşesine yerleşilir tabi birde yalnız olmakta çok yakışır bu zaman dilimine sıcak çikolata yudumlanırken  en sevilen şarkı dinleniyorsa üstüne ee daha nolsuun öyle değilmi ...sıcak çikolata sevmeyi seversiniz adeta...aslında birazda eğlenceli hale dönüştürmek istenirse pipetle içmeyi denemektede bi sakınca yok bence...:))) evet evet saçmalama dediğinizi duyar gibiyim sanki neyse ben içimdekileri sizlerle paylaştıktan sonra artık bi doya doya tatmanın vakti geldi sanki  vazgeçilmezimi.he bu arada gece yarısı içilirse sıcak çikolata daha keyifli olur.  biryandan bilgisayarda sörf yapılıyorsa o ışıkta kupayı elinizde tutarken çikolatanın dumanını daha  iyi  görülür çünkü  o nefis aromatik dumanda sadece miss gibi SICAK ÇİKOLATAŞK KOKAR...:))

27 Aralık 2011 Salı

DİBE VURDUYSAK NE OLMUŞ ELBET ÇIKARIZ...


Nerden başlasam nasıl anlatsam öyle bir duygudur ki o kaç yaşında olursanız olun en az bir 10 küsür yıl devirmişçesine olgunluk hissi uyandırır bünyede...acaba şu dünyada böyle bata çıka çelişkilerle dolu hayatını sürdürebilmeyi başarmış kaç insan vardır ki ? kim bilebir öyle değil mi...belkide yaşanılası en zor dönemdir vede kişinin duygularına düşüncelerine  bi o kadarda zenginlik katar dibe vurmak...silbaştanları olur...hayata karşı daha gerçekçi daha objektif ve sade  düşünebilmeyi öğretir kimi zaman...bir çok kez böyle dönemler atlatıldıysa eğer o yoğun negatif enerjiyi ve depresip ruh hali en aza indirgenmiş olur ... '' hayatı yaşıyorum'' ve ''bu sürecide artık anlıyorum''  vb...diyerek kendimize  böylesine pozitif düşünceler ve telkinler vermek bence en doğrusudur...

Evet aslında hiç kolay değildir çok can yakar o yaşanılanlar nerdeyse ömre zülumdur adeta..ama biyandan da hayatta ne zaman ne olacağı da hiç bilinmez öyle değil mi ? ve tabiki hayat çeşitli sürprizlerle doludur iyi yada kötü halde...ve bazen kimilerine ise hayat çok monoton ,sıradan ve basit gelebilir .işte aslında buda hayatın yaşanılan diğer yüzüdür.biz istesek te istemesek te bir yola girmişsek her şeye rağmen yaşama sıkı sıkı tutunduysak zamanı dipsiz kuyu gibi hissetiğimizde  kendimizi bırakmadan ,inatla ,hırsla ve umutla bu yolda zaman zaman dibe vurduysak ne olmuş elbet çıkar evelallah...:))

GÜZ SANCISI

Ruha güz vurmuş gözlerden yaşlar sonbahar yağmurlarıymışcasına deli deli akıp giderken bir yeni güne sabaha buruk bir acıyla merhaba denir...o güzel heyecanın yerinde karayeller eser ve kalp üşürcesine ürperti gelir cana sanki...bütün bir gece boyunca kalbin odacıklarında alkışsız güz konserleri verilmektedir sadece...usul usul duygulara dağılır yaşanılanlar azar azar sancılar başlar ...evin kokusu ,yemeğin tadı bakışlar ve anlar sadeleşir...kuru yapraklarla kaplı çıkmaz bir sokağa benzetilir herhal..sancılı bekleyişlerle devam edilir o aydınlanmak bilmeyen yalnızlık sokakları....umut çiçekleri soluvermiş cansuyuna hasret.hayallerin takati yok hiç yeniden gerçekleşmeye...

Derken alacakaranlık yavaşça yerini sarı sıcak güneşe bırakır gider...parçalı bulutları yırtarak o ışıl ışıl haleyle buz tutmaya ramak kalan duyguları birer birer ısıtarak rahatlatır kalbi...yüzde tatlı bir tebessüm belirir aniden kurutur göz yaşlarını o eşsiz sıcaklık...cana can katan kuş sesleri kulakların pasını siler adeta..bir ses daha vardır ki ömre bedeldir oda anne sesidir.o şefkatli gözlerle bi bakışı yeter ruhun mevsimini değiştirmeye...yada oda eşlik eder acılara direnmeye...annedir o varlığına canfeda yokluğunda ise geçmek bilmez yara gibi derin ve acıyan....